• 0212 274 45 74
  • 0539 545 41 31
  • 0212 273 08 64

Hizmetler

AĞIZ KOKUSU - DİŞ GICIRDATMA


AĞIZ KOKUSU (HALİTOZİS)

Ağız kokusu, hem sosyal ilişkilerde hem ikili ilişkilerde mahcubiyete neden olan ancak çoğunlukla kolayca ve hızla tedaviye cevap veren bir olgudur. Bazen sistemik hastalık belirtisi de olduğundan kesinlikle atlanmamalıdır. Aslında bu koku tükürük, diş eti oluğu sıvısı, diş plağı, geniz akıntısı ve kanda var olan bazı organik maddelerin ağızdaki bakteriler tarafından yıkımı sonucu oluşur. Başlıca yıkım ürünleri ise uçucu sülfür bileşikleridir ki hafiften ağıra sülfürün nasıl kötü koktuğu herkes tarafından bilinir.

Ağız kokusu temelde ikiye ayrılır. Fizyolojik ve patolojik. Fizyolojik halitozis; geçici bir koku problemidir, açlık, ağız kuruluğu, stres, kötü kokulu yiyecek ve sigara tüketilmesi gibi nedenlere dayanır. Kötü sabah nefesi bunun en yaygın görülen örneğidir. Patolojik halitozis ise bireysel ağız hijyeni metotlarıyla geçmeyen durumdur. Patolojik halitozis ağız kaynaklı ise diş taşı temizliği ve çürüklerin tedavisi yapılır, ağızda mevcut kuron-köprü, dolgu, implantlar, protezler gözden geçirilir . Ağızda diş eti hastalığı sebebiyle var olan kanama tedavi edilir ve hasta gerekli hijyen koşullarını evinde de uygular ( diş ve dili fırçalama, diş ipi, gargara kullanımı gibi). Patolojik halitozis üst ve alt solunum yolları, mide-bağırsak sistemi, böbrek hastalıkları, menstrüel siklus, diabet (şeker hastalığı), ilaç kullanımı gibi farklı nedenlerle de gelişebilir ancak tüm ağız kokusu vakaları içinde yaklaşık % 10-20 kadar hasta bu sebeple rahatsızlık yaşar. Bir başka deyişle ağız kokularının %80-90ı ağız kaynaklıdır.

Ağzın suyla çalkalanmasının koku üzerinde bir etkisi olmadığı ancak doygun tuzlu su çözeltilerinin kokuyu azalttığı bilinmektedir. Çünkü koku yapan mikroorganizmalar yoğun tuz konsantrasyonuna dayanamaz. Günde 2 kez bir yudum tuzlu su ağızda bekletilerek kullanılır. Ancak yüksek tansiyon gibi bir hastalık olmamalıdır.

Ağız kaynaklı kokunun giderilebilmesi için diş hekiminin yaptığı tedavilerin ardından hastanın iyi hijyeni koruması çok önemli. Bunun için doğru diş ve diş eti temizliği, diş ipi, antiseptikli gargara, bazı sakızlar ve dil temizliği yapılmalıdır. Piyasada satılan dil fırçası ya da diş temizliği için kullanılan diş fırçasıyla dilin hem ön hem arka yarısının fırçalanması gerekir. Dilin ön 2/3 bölümünün fırçalanması çok kolay olmasa da çok etkili bir yöntemdir. Bu arada dilin sadece ön yarısının fırçalanmasının koku üzerinde pek etkili olmadığını belirtelim.

DİŞ GICIRDATMA (BRUXİZM)

Bu başlık altında özellikle son yıllarda sıkça rastladığımız bir soruna yer vermek istiyoruz. Dişleri sıkma, gıcırdatma, bir birine vurma durumu genellikle hastanın çok da farkında olmadığı, çoğunlukla geceleri yapılan bir parafonksiyonudur. Kendinizi gün içinde de dişlerinizi sıkarken buluyorsanız geceleri de sıkma ihtimaliniz yüksektir. Peki dişlerinizi sıkıp sıkmadığınızı nasıl anlayacaksınız? Sabah uyandığınızda yanaklarda ağrı, yorgunluk hissi, çenede ‘’ klik’’ sesi, dişlerde hassasiyet, boyun, omuz ağrısı ve gerginlik, baş ağrısı, kulakta hissedilen ağrı ( aslında alt çene eklemi ağrısı ) fiziksel belirtilerin bir kaçıdır .

Yetişkin diş gıcırdatmasında sebep çoğunlukla stresken çocuklukta karışık dişlenme dönemindeki gıcırdatma normal sayılabilir. Yetişkinlik döneminde fonksiyon dışı gıcırdatmanın önü alınmalıdır. Alınmazsa aşırı basınca bağlı olarak dolgu ve diş yapılarında kırılmalar, diş kayıpları, diş eti çekilmesine bağlı hassasiyet, çene kemiğinde hasar ve alt çene ekleminde (TME) hasar meydana gelebilir. Normal bir bireyde çiğneme esnasında kullanılan ortalama ısırma kuvveti 27 kg. civarındadır. Maksimum istemli ısırma gücü ise 70 kg. kadardır. Literatürde bruksizm esnasında 440 kg. a kadar tespit edilebilen kuvvetlere rastlamak mümkün. Bu değerler anatomik yapılara ciddi hasar verici niteliktedir! Aslında bizler sadece çiğneme sırasında dişlerinizin birbirine değmesini ön görüyoruz, araba kullanırken, tv izlerken, çalışırken, uyurken değil sadece çiğneme sırasında!

Peki dişlerinizi sıkmanın önüne geçemiyorsanız ne yapabilirsiniz? Bizim önerimiz öncelikle kendi kendinize çene kaslarınızı rahat bırakacağınızla ilgili telkin yapmak. Bir süre bunu deneyin, birçok hasta bu şekilde bu parafonksiyonundan vazgeçebiliyor. Eğer işe yaramazsa bir diş hekiminin yolunu tutmalısınız. Diş hekimlerinin çoğu rutin muayene sırasında alt çene eklemini muayene ederler, bazen de başka bir sorun için başvuran hastada tesadüfen bu hasarı yakalarız. Çünkü dişlerini sıkan hastalarda diş yüzeylerinde de hasar olmuştur. Bu durumda gece plağı yapılabilir. Oldukça basit bir işlemle hastadan ölçü alınır. Ardından kişiye özel şeffaf bir plak yapılır. Bu plak dişlerin üstünü örter. Uyku sırasında ya da en çok nerede ‘’diş sıkılıyorsa’’ takılır. Bazen de sorun yüksek yapılmış ya da ciddi aşınarak, kırılarak ağızda dengesizliğe sebep olan dolgular, köprüler, dişler olabilir. Bu durumda diş hekimi dişler üzerinde küçük aşındırmalar yaparak sorunu çözebilir. Bu tedavilerden başka sorun stres kaynaklı olabilir. Hipnoz ve psikoterapi bu durumda oldukça işe yarar. Son yıllarda bu konuyla ilgili başka bir çalışma da çiğneme kaslarına uygulanan botokstur.

Alt çene eklemi (TME) sorunu yaşayan hastalar ağızlarını çok büyük açmamalı, kas gevşetme alıştırmalarını ihmal etmemeli ve evde yapılabilecek küçük fizik-tedavi çalışmalarını aksatmamalıdırlar.


Paylaş: