• 0212 274 45 74
  • 0539 545 41 31
  • 0212 273 08 64

Basından Yazılar

GÜNEŞİMDEN KAÇ !

Diğer yazılar

Dr. Yasemin Arslan Dt. Şule Arslan

tüm yazıları
e-posta gönder

Güneşimden kaç

Tüm canlıların dostu güneş dikkatsiz olunursa düşmanı. Karbon ayak izimizi azaltarak iklim değişikliğine katkıda bulunabiliriz.

Her derde deva mı?

Güneş yediğimiz, içtiğimiz her şeyde var. Bitkiler güneş olmadan fotosentez yapamıyor ve büyüyemiyor. Hayvanlar ve insanlar da bu beslenme zincirinin parçası. Güneşi göremeyen bünyelerde çeşitli hastalıklar görülüyor. Depresyon ve intiharın daha çok görüldüğü kuzey ülkelerinde insanoğlunun aslında pek de alışık olmadığı refah düzeyinin yanı sıra az görülen güneşin de etkisi var. Öyle ki bazı depresif hastalıklar ışık tedavileriyle düzelebiliyor.

D vitamini faktörü

D vitamini de yetersiz güneşle sentezlenemiyor. Oysa vücutta hormon gibi davranan, kalsiyum - kemik metabolizması, bağışıklık sistemi gibi çok önemli reaksiyonlarda rol alan D vitamini eksikliği günümüzde pek çok sayıda bireyi etkiliyor. Çeşitli D vitamini preperatları eczanelerde bulunuyor ancak A, D, E ve K vitaminleri suda değil yağda çözünüyor ve fazlası vücutta birikim yapıyor, zarar verici bir potansiyele dönüşebiliyor. Bu sebeple mutlaka doktor tarafından reçete edilmiş olmalı.

Fazlası cilde zarar

Güneş ayrıca ciltte bazı aknelerde ve sedef gibi bazı dermatolojik sorunlarda da olumlu etkilere sahip. Güneşin zararlı etkilerine gelince; Ultraviyole A ve B ciltte lekelere, eğilimli ciltlerde benlere ve bazı kötü huylu kanserlere zemin hazırlıyor. Ayrıca fazla güneş cilt hücre DNA'sında kalıcı hasara neden olduğu için hücrenin kendi kendini onarım paternini bozuyor.

Bronz bir ten moda ile başladı

Bronz bir tene sahip olmak aslında geçtiğimiz yüzyılın başlarına hatta ortalarına kadar sınıfsal bir durumun göstergesiydi. Güneşte çalışanlar esmerleşip “yanarlar”, evde çalışmaya ihtiyaç duymayanlar ise porselen beyazlıklarıyla kalırlardı. Bu tabuyu ünlü modacı Coco Chanel’in yıktığını söyleyebiliriz. Dozunda hafif yanık bir tenin insanı daha sağlıklı ve hoş gösterdiğini söyleyen ve deniz tatillerini alışkanlık haline getiren Chanel aslında bu anlamda büyük bir devrim yaptı. Giderek daha zengin sınıflar da deniz tatili yapmaya başlayınca bronz ten de moda oldu. Victoria Dönemi 'porselen' tenlerinize dönün uyarılarına pek de kulak asan olmadı.

-Yazın açık renkli, ince kumaşları uzun kollu olarak giymek daha iyi bir koruma sağlıyor.

-Çocuklar için üretilen UV filtreli kıyafetler dokumasının çok sıkı olması itibarıyla işe yarasa da hiçbir çocuk ve bebek bu saatlerde güneşin altında bırakılmamalı!

-Çocuklar ve bebekler için özel üretilmiş güneş koruyucuları yaz ise en az 30 SPF ve düzenli olarak kullanılmalıdır. Onların ciltleri çok daha korumasız ve hassastır. Güneş kremi sürmek istemeyen çocuklar için artık renklileri de var, bunu da hatırlatalım.

-Yazın hem çocukların hem yetişkinlerin mutlaka mümkünse geniş kenarlı güneş koruyucu şapka takmalarını öneririz. Hatta denize de koruyucu bir şapkayla girilebilir.

-Uzakdoğulu kadınların yaşlarını pek göstermediklerini hepimiz biliriz. Bunun sırrı çoğunlukla şapkayla da yetinmeyip zengin - fakir kadınların güneş şemşiyesi kullanmaları.

-Yetişkinler de kışın 15 SPF, yazın ise en az 30 SPF güneş koruyucu kullanmalılar.

-Koruyucuların raf ömürleri genellikle 2 yıldır, sürenin sonunda işlevleri kalmayacaktır.

-Geniş çerçeveli güneş gözlükleri de göz çevrenizi güneşin yaşlandırma etkilerine karşı koruyacaktır.

-Güneş yanığı olduysanız doktora gitmelisiniz.

Bronz bir ten moda ile başladı

Bronz bir tene sahip olmak aslında geçtiğimiz yüzyılın başlarına hatta ortalarına kadar sınıfsal bir durumun göstergesiydi. Güneşte çalışanlar esmerleşip “yanarlar”, evde çalışmaya ihtiyaç duymayanlar ise porselen beyazlıklarıyla kalırlardı. Bu tabuyu ünlü modacı Coco Chanel’in yıktığını söyleyebiliriz. Dozunda hafif yanık bir tenin insanı daha sağlıklı ve hoş gösterdiğini söyleyen ve deniz tatillerini alışkanlık haline getiren Chanel aslında bu anlamda büyük bir devrim yaptı. Giderek daha zengin sınıflar da deniz tatili yapmaya başlayınca bronz ten de moda oldu. Victoria Dönemi 'porselen' tenlerinize dönün uyarılarına pek de kulak asan olmadı.

Güneş lekelerinde yeni yaklaşımlar...

Bu lekeler sütlü kahve renginde ve ciltteki derinlikleri değişken olabiliyor. Ancak eğer leke yeni oluşmuşsa sorun tedavi edilebiliyor. Fakat eski ve daha derin lekelerin tedavisi uzun sürüyor. Bu tedavilere sonbaharda başlamak gerekiyor. Leke eskidikçe tedavi uzuyor. PRP tekniği ve peeling başarılı sonuç veriyor. Ancak yine de en iyisi lekelerin oluşumuna izin vermemek. Çiller güneşle belirginleşen ve herhangi bir tedavi gerektirmeyen lekelerdir. Ancak benler için daha dikkatli olmalısınız. Benlerin sayısı ve şekli güneşle artıyorsa dikkat! Kanserleşme tehlikesi bulunan tüm cilt lezyonlarının güneşten korunması, oynanmaması ve kontrol altında bulunması gerekir.


Paylaş: