• 0212 274 45 74
  • 0539 545 41 31
  • 0212 273 08 64

Hizmetler

KORUYUCU DİŞ HEKİMLİĞİ

Koruyucu diş hekimliği tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda popülaritesini artırmaya başladı. Dişlerinizi çürük ve dişeti hastalığı olmadan korumak; nasıl? Rüya gibi değil mi!

Koruyucu diş hekimliği uygulaması

1-Bireysel olarak yani dişlerinizi fırçalayarak, diş ipi ve gargara kullanarak yapılan uygulamalar.

2-Profesyonel olarak bir diş hekimi tarafından yapılan yüzeyel flor, fissur sealant, hijyen eğiti gibi uygulamalardır.

Ağızda yerleşen bazı bakterilerin kalp, böbrek ve eklemleri etkilediği uzun zamandır biliniyor. Ayrıca bazı sistemik hastalıklar da ilk belirtilerini ağızda gösteriyor. Son 15 yılda dişeti hastalıkları gibi, ağız hastalıklarının da koroner kalp hastalığı, felç, diyabet, bazı pnömoni çeşitleri, atero sklesoz, düşük doğum kilosu arasındaki ilişkiler ve etkileşimlerini belirten araştırmalar yayınlandı. Kötü ağız hijyenine sahip olan hastalarda kalp krizi geçirme olasılığının sağlıklı insanlarla karşılaştırıldığında daha yüksek olduğu da saptandı. Bu çalışmalar sistemik hastalıklarla ağız-diş sağlığı arasındaki potansiyel ilişkiyi gösteriyor. Yani araştırmalar koruyucu diş hekimliğinin öneminin sadece ağız için değil tüm vücut için olduğunun altını çiziyor.


Neden koruyucu diş hekimliği?

- Az zaman alıyor

- Uygulaması kolay

- Tedavi maliyetlerine oranla ucuz

- Tümüyle ağrısız

- Etkili

Bütün bunlar göz önüne alındığında gelişmiş ülkelerin koruyucu hekimliği neden bu kadar önemsediği anlaşılıyor.

ÇÜRÜK NASIL OLUŞUYOR?

Basitçe özetlemeye çalışalım: Fermente olabilen karbonhidratların özellikle de şekerin sık tüketilmesiyle çürüğe neden olan mikro organizmalar ör, s. mutans, lactobacillus gibi bakterilerin sayısı artar. Bu bakteriler hem asidojenik hem asidüriktir Aynı zamanda ağız için kritik pH olan 5 civarında organik asit özellikle laktik asit üretimi ile diş mine kristallerinde çözünmeler meydana getirir. Tabii ağız içerisindeki birçok biyolojik faktör de bu noktada devreye girer ve bu asit saldırısıyla savaşır. Bu durumda düşen pH ile çözünen mine( demineralize) biyolojik faktörlerin ortaya çıkıp pH yı yükseltmesiyle tekrar geri döner ( remineralize) olur. Minedeki temel yapının kaybı dişteki geçirgenliği artırarak çürüğe zemin hazırlar. Bu durumda ya biyolojik faktörleri ya da minenin temel yapısını güçlendirirsek –daha iyisi ikisini birden yaparsak- dişleri korumaya almış oluruz.

Çoğunlukla diş fırçalamanın ne kadar önemli ve gerekli olduğu konusunda hemfikir olsak da acaba siz dişlerinizi günde 2 kez ve 2’şer dakika fırçalıyor musunuz? Zaman zaman ‘’ dişlerimi fırçalasam da nasıl olsa çürüyor, oysa bir tanıdık dişlerini hiç fırçalamaz ama bir tane bile çürüğü yok’’ diye yakınanlara rastlamışızdır. Bu durum bize göre bir binanın 5. katından atlayan 100 kişi örneğine benziyor; örnekteki insanların beşinin burnu bile kanamaz, on beşinde ağır yaralanmalar meydana gelir ancak sekseni hayatını kaybeder! Bir de fırçalamaya zamanı olmayanlar vardır ki bu günde 2 kez 2’şer dakikadan 4 dakika eder, bir günün 1440 dakika olduğunu düşünürsek…

Kişisel ağız-diş temizliğinde en önemli nokta bakteri plağının uzaklaştırılmasıdır. Birkaç gün dişlerinizi fırçalamadığınızı düşünelim. Sonra bir kürdanı diş yüzeyinizde gezdirirseniz kürdanın üzerinde beyaz bir plak tabakası fark edeceksiniz. İşte bu, dişlerinize yerleşmiş bakteri plağıdır.

Bu tabakayı mikroskop altında incelerseniz birkaç dakika öncesine kadar mutlulukla ağzınızda olan binlerce bakteri göreceksiniz!İşte basitçe çürüklerden, diş taşlarından, ağız kokusundan vb. ağız-diş problemlerinden bu birkaç mm3 lük tabaka sorumludur!

Bu tabaka dişe sıkıca yapışmış olduğundan suyla çalkalamakla gitmez, mutlaka doğru teknikle fırçalamak gerekir. Doğru diş fırçalama tekniğini şöyle özetleyebiliriz.

1. Diş fırçasını 45 lik bir açı ile diş ve diş eti birleşimine yerleştirin ve ufak dairesel hareketlerle 8-10 kez fırçayı yerinden kaldırmadan diş yüzeylerini fırçalayın. Daha sonra bir fırça boyu ilerleyerek aynı işlemi tüm diş yüzeylerine uygulayın.

2. Dişlerin dil ve damak tabanlarına bakan iç yüzeylerini süpürme hareketiyle diş etinden dişe doğru hareket ettirerek fırçalayın.

3. Fırçayı dişlerinizin çiğneme yüzeylerine yerleştirin ve ileri geri hareketlerle fırçalayın.

4. Üst ön dişlerin damağa, alt ön dişlerin dile bakan yüzeylerini fırçalayın.

5. 10-20 saniye dilinizi ve yanak mukozasını (ama özellikle mümkün oldukça dilinizin arka bölümünü ) fırçalayın. Bu işlem ağız kokusunun yok edilmesinde oldukça etkili.

Sadece diş fırçalama, diş yüzeylerinin ancak 3/5 ini temizler. Bu nedenle temizlenemeyen diş aralarında oluşacak bakteri plağı ve yemek artıklarını temizlemek için diş ipi kullanmak gerekir. Aksi takdirde arayüz çürükleri oluşacak, bir dişte başlayan çürük komşu dişe de atlayacaktır. Peki diş ipini nasıl kullanacaksınız? Yaklaşık olarak 45cm. Uzunluğundaki diş ipini kopartıp uçlarını orta parmaklarınıza dolayın. Diş ipini üst dişler arasından geçirmek için başparmaklarınızı kullanın. Bunu yumuşak ve yavaş hareketlerle yapın, dişetlerinizi zedelememeye özen gösterin. Alt dişlerinizi temizlerken, diş ipini dişler arasından geçirmek için işaret parmaklarınızı kullanın. Diş ipine her dişin çevresinde eğim vererek, yukarı-aşağı hareketlerle tüm dişlerinizi temizleyin. Diş ipinin liflenmesi, aşırı kokusu vb. bulgular erken yakalanmış bir arayüz çürüğünün habercisi olabilir. Diş ipi uygulamasının sağlıklı bireylerde günde 1 kez gece yatmadan önce yapılmasını öneriyoruz.

Fırçalama ve diş ipinin uzaklaştıramayacağı bakterileri temizlemek için ise fırçalama ve diş ipinden sonra 30 saniye boyunca bir gargara ya da ağız suyuyla çalkalamak en ideal kişisel ağız bakımını yapmanızı sağlayacaktır. Fırçalama şekli, fırçanın şekli, manuel mi şarjlı mı oluşu, diş ipinin kullanımı, ağız gargarası-ağız suyu vb. konularda diş hekiminiz size ayrıntılı bilgiyi verecektir.

Diş hekimleri genel muayene sırasında ağzı çürükler, plak, diş eti sorunları, lekeler, hassasiyet, diş taşları (tartar), koku, eksik dişler, TME ( alt çene eklemi ) gibi sorunları kontrol eder. Bunun için diş ve diş etlerinizi fırçalamayı, arka dişlerimizin bakımına da özen göstermeyi ihmal etmeyin. Diş etlerinizin renk ve dokusunda değişiklik olup olmadığını kendi kendinize de kontrol edin, meşrubat içerken de pipet kullanmaya çalışın, gazlı içecekleri uzun süre ağzınızda tutmayın ya da ağzınızda çalkalamayın, asitli yiyecek-içecek tükettikten ( gazlı içeceklerden başka taze sıkılmış meyve suları, bazı meyve çayları da dahil olmak üzere ) hemen sonra dişlerinizi fırçalamaktan kaçının. Böyle durumlarda ağzınızı suyla çalkalayıp en az 1 saat sonra dişlerinizi fırçalayın. Aksi halde asitli yiyecek-içeceğe bağlı olarak zaten yumuşamış olan diş minesi daha kolay zarar görür.Diş fırçanızı 3 ayda bir değiştirin ve normal şartlarda 6 ayda bir diş hekiminize kontrole gidin.

YOKSA DİŞLERİNİZ HEMEN ÇÜRÜYOR MU? ÇÜRÜK YATKINLIK TESTİ

Diş hekimleri hastalarını çürüğe yatkınlık açısından düşük, orta ve yüksek risk grubu olarak belirlerler. Peki, çürük riskini tayin etmek mümkün mü? Bazı standart klinik ve biyolojik faktörlerin yanı sıra artık bireysel riski de basitçe tayin edebiliyoruz. Bu analizde tükürük akış hızı, viskozitesi (akışkanlığı) ve kıvamı kontrol edilir, tükürük pH sı ölçülür. Ayrıca yeni bir teknikle dişlerde en çok çürüğe zemin hazırlayan laktik asit düzeyi incelenir. Bu işlemler birkaç dakikada sonuçlanan, güvenilir testlerdir ve bize kişisel koruyucu program oluşturma konusunda önemli bir fikir sunarlar.

DİŞLER KORUMA ALTINDA: FLORİDLER

Diş çürüklerine karşı koruyucu uygulamalar içinde floridlerin özel bir yeri vardır. Floridler dişin yapısını güçlendirerek, çürüğe karşı dirençlerini artırırlar. Çeşitli yüzeyel flor uygulamaları ile % 40-60 arasında koruyucu etki elde edilmektedir. Özellikle kanser, diabet ve ağız kuruluğu yaşanan hastalıklar, yetersiz hijyene sahip bireylerde ve çocuklarda bu uygulama çok önem kazanmıştır. Flor verniği ise dişe sürülerek uygulanan , tadı hoş, kullanımı son derece pratik bir ilaçtır.

Son yıllarda diş macunu içeriklerindeki değişim flor miktarına da yansımıştır. Artık kişiye göre daha yüksek florürlü, antiseptikli, hassasiyet karşıtı vb. seçenekleriniz var. Son yıllarda üzerinde durulan bir konu da CPP (casein fosfo peptid), ACP ( amorf calsiyum –fosfat ) ve florun birlikte kullanılması. Araştırmalar bu durumda aside karşı oldukça dirençli bir yapı oluşabileceğini söylüyor.

Bir başka koruyucu faktör de sealantlardır. Daimi dişler çıktığı zaman uygulanan sealantlar, diş hekimi tarafından dişin girintili-çıkıntılı alanlarına sürülen ve bir bariyer oluşturarak çürümeyi önleyen, yapılması son derece kolay ve hiç acı hissedilmeyen bir uygulamadır.

Kişisel koruyu program tüm bu bilgilerin ışığı altında diş hekimi tarafından hazırlanır. Bu çerçevede hangi miktarda florlu macun, yüzeyel flor uygulama sıklığı, diş ipi çeşidi, ağız gargarası-suyu çeşitleri, sealant uygulamaları, diş taşı temizliği, cilalama tedavileri ve bunların uygulama sıklığı gibi durumlar detaylandırılır.


Paylaş: