• 0212 274 45 74
  • 0539 545 41 31
  • 0212 273 08 64

Blog

TAYLAND GEZİ REHBERİ BANGKOK MAE HONG SON

Günlerdir epeyce yorulduğumuzdan akşamüstü otelimize dönmeye ve yemeğimizi canlı müzik eşliğinde yemeye karar veriyoruz. Aslında SPAnın doğduğu Tayland’ın en ünlü SPA otellerinden birine gelirken mutlaka burada masaj yaptırmak istiyorduk ancak o kadar yorgunuz ki…Odalarımıza dönüp biraz dinleniyoruz.Zaten saat 19.00 civarı hava kararıyor.Akşam yemeğini Viktor’s da yemeye karar veriyoruz,oldukça iyi canlı müzik yapan gruplar var,şarkılarını çok düzgün bir İngilizce’yle söylüyorlar, 60’lardan80’lerden cover yapıyorlar.Doğal grup liderimiz Yasemin iyi müzik yapanların çoğunun Filipinli olduğunu söylüyor. Victor’s da dünya mutfağından yemekler var ama biz yine nefis Thai mutfağından şaşmıyoruz.

Bangkok’taki üçüncü günümüzde şehrin çok eski bir pazar yerini Chatu-chak’ı görmeyi planlamıştık. Bunun için otelimizin teknesiyle Taksin’e gittik. Bizdeki Taksim meydanına isim benzerliği ve protestoların Bangkok’taki merkezi olan Taksin, ilk günden beri en tanıdık semt.Bizim syahatimizden kısa bir süre sonra da Taksin ölümlü terör eylemlerine sahne oldu maalesef… Bangkok’taki trafiği çok rahatmış, mühendislik harikası Sky Traine doğru yöneliyoruz. Sky train yerden beton zemin üzerinde yükseltilmiş bir metro hattı. Çok fazla sayıda yolcu taşıyor. Bizim ülkemizde hiç alışık olmadığımız bir manzarayla, Bangkok’lular metro kapılarının açılacağı bölümlerde sıraya giriyor. Yani metro gelince itişip kakışma yok, herkes sakince araca biniyor.

Chatu-chak gerçek Bangkok! Ucunu bucağını kestiremediğim kapalı pazar yeri. Canlı hayvandan, hediyelik eşyaya, çantadan, her türlü giysiye, her türlü ihtiyaca göre oldukça makul fiyatlara bir şeyler bulmak, hatta ihtiyaç olmasa da Doğu pazarının cazibesine kapılıp eliniz kolunuz dolu çıkıyorsunuz. Sokak tezgahlarındaki tuhaf yiyeceklere burada da rastlıyoruz ancak taze meyve dışında bir şey denemeye cesaretim yok. Bu yerel ve özgün pazardan sonra rehberimiz Yasemin bizi Paragon AVM’ye götürerek iyiden iyiye bir şok yaşatıyor. Paragan AVM’de dünyanın en lüks markaları var. Bunların arasında ikinci üçüncü katlara nasıl çıktığına akıl erdiremediğimiz Porche’ler, Masseretti’ler, Mercedes ve BMW’ler var! Zaten geldiğimden beri ülkenin yoksul mu, zengin mi olduğuna karar veremiyorum. Nehir kenarında 3.000.000 dolarlık dairelerin yanındaki neredeyse nehir üstü gecekonduları bu kanaatsizliğimi güçlendiriyor… Günlerdir gezmekten yorgun ayaklarımızı dinlendirmek üzere ayak masajı yaptırmaya karar

veriyoruz. Sadece ayak masajının bir saat süreceğini duyunca çok şaşırdım, bir de gıdıklanmaktan çok huylanırım ama buraya özgü şeyleri yapmaya da kararlıyım. Tayland’da ayak masajı 8-10 kişilik salonlarda toplu olarak yapılıyor. Ve ayak sihirbazları masajcılar birlikte aldıkları herkesi neredeyse aynı anda uyuyacak kadar gevşetip, aynı anda uyandırıyorlar. Kliniğimizde yıllardır. Dr. Yasemin Arslan’ın uyguladığı akupunkturun gücünü bilen biri olarak bu durumu açıklayabilsem de burada da yaşamak ayrı bir keyif.

Dinlenmiş ve zinde ayaklarımızla bu kez Bangkok’un yeni yapılan turistik bölgesi Asiatique’de soluğu alıyoruz.otelimizden her gün izlediğimiz dönme dolaba binmek istiyoruz. Hava da kararınca gerçekten Bangkok’un manzarası muhteşem! Özellikle de Chao Phraya’nın. Ünlü Hang outfilminin çekildiği Banyan Tree Oteli’nin 59.katınagitmeye zaman kalmıyor ama dönme dolap bize yetiyor. Su her yerde hayat! Dönme dolap manzarası bizim için Bangkok’a güzel bir veda oluyor (tabii şimdilik), yarın sabah Tayland’ın kuzeybatı sınırına doğru uçacağız.

Tayland’da Bangkok’tan sonraki hedefimiz Mae HongSon. Mea HongSon’a gitmek için önce Chiang Mai’ye uçmamız, oradan da Mae Hong Son’a uçmamız gerekiyor. Chiang Mai’ye Bangkok Airlines’le uçuyoruz oradan da hemen Khan Airlines’la Mae Hong Son’a… Chiang Mai’de chek-in yapıldıktan sonra eşime dedim ki “çok şanslıyım koltuğum 1A! ‘’ eşim gülerek “zaten uçakta toplam 4 sıra var, her sıra 3 kişilik’’! Nasıl yani hiç bilmediğim, Asya cangılının ortasına 12 kişilik uçakla mı gidecektik, zaten uçak yolcularının 6’sı bizdik! Allah’tan insanoğlu her duruma kolay adapte oluyor, uçuş ekibinin çok tecrübeli pilotlardan oluştuğuna karar verdik ki pilotlar geldiler! 20’li yaşlarının başında görünüyorlardı ama dedik ki bu ırkın insanları genç duruyor! Her neyse 12 kişilik Cessna’mıza bindik. Ben daha önce 6000 feette yamaç paraşütü de yapmıştım ama 8500 feette pilotun acil durumda yapılacaklar listesini hemen sağımda görmek … Derken pilotlar ustaca havalandırdılar uçağımızı. Ve yükseldikçe altımızda muhteşem bir orman belirdi. Bulutların içinden bu kadar küçük bir uçakla hiç geçmemiştim (gerçi paraşütle geçtim). Hayranlıkla fotoğraf, video vs. çekmeye çalışırken bir baktım kızım uçak ikramı olarak henüz havaalanındayken verilen sandviçini paketinden çıkartmaya çalışıyor. (tahmin edebileceğiniz gibi bu boyutta bir uçakta hostesin dolaşabilmesi için yer yok). Sandviçin paketi iyice şişmiş.İşte dişlerde yarım kalan kanal tedavilerinin hava basınç ayarı olmayan bir uçakta niçin delirtici bir ağrı yaptığını gözlerimle görüyorum: Negatif hava basıncı! Uçak yolcularının yarısı benim hastam olduğu için anlıyorum ki herkesin kanalı, dolgusu sağlamJ Derken bir uçuş pisti ve kule görür gibi oluyorum ama bir tek pist var evet evet bu Mae Hong Son’unhava alanı! Zaten o kadar küçük bir kasaba ki! Ve çok güzel! 4000 feetten o huzuru hissedebiliyorsunuz. ( en önde oturduğum için altimetre gözümün önünde tabii). Mae Hong Son’un güzel gölünü, göl kıyısındaki Budist tapınağı Wat Chang Kham’ı, şehre tam hakim konumdakiWat Phra That Doi Kung Mu tapınağını görüyoruz. Biz indikten sonra havaalanı kapanıyor ve ortalık çocuk bahçesine dönüyor. Bisikletliler, top oynayanlar, badiminton oynayanlar.Tayland’lıların havaalanı yakınlarında oynama alışkanlıkları var. Bangkok havaalanında da pistler arasında golf sahaları görmüştümJ Huzurla etrafa bakarken otelimiz Fern’in aracı gelip bizi alıyor ve ormanın epeyce derinliklerinde bir cennete götürüyor. Artık medeniyetten çok, çok uzaktayız. Kalacağımız evler çok kaliteli tik ağacından yapılmış, verandalı. Bizim evimiz küçük yüzme havuzunun karşısında ama herhangi bir lüks yok. Doğanın bu derece kalbinde olmak en büyük lüks. Daha önce AngelinaJolie ve Brad Pitt de burada kalmışlar. Kısa bir havuz keyfinden sonra hemen restorana geçiyoruz. Geldiğimizden beri hepimizin iştahı epey yerinde. Grubun ‘’sakın ha’’ bakışları altında ev yapımı markasız şarabı denemeye karar veriyorum ve de sonuçtan çok memnun kalıyorum, yemekler gibi. Yemekten sonra etrafı gezerken vahşi hayvanların gelmesini önlemek için tüm otele kurulmuş düzeneği, 100 yıllık mango ağacını, pirinç tarlalarını görünce hayran oluyorum iyice,kızım dönüşte herkese ‘’pilav tarlası’’ olarak anlatsa da ...

Devamı yakında ...Zürafa boyunlu kadınlar,Tayland- burma sınırı, tüketim karşıtı Hmong dağ kabilesi, annemin parkta unuttuğu ipadi,Youtube izleyip kahkahalar atan genç Budist rahipler,Leonard Cohen,ilk kez Türkiye'den ziyaretçi alan Mae Hong Son ...

18 Ocak 2020

Paylaş: